Radyo ve Televizyon Yorum yok

Radyo Nasıl Bir İletişim Aracıdır

Ülkemizde yayında tekelin kalkmasından sonra özel televizyonlarımızda kavgalı, kanlı görüntülerin nasıl bir anda ekranları doldurduğunu hatırlayınız. Niçin? Çünkü bu görüntüler sergiledikleri yoğun duygusal ortamlar nedeniyle izleyiciler için çekiciydi, televizyonların reyting ihtiyacı vardı. Onlar bu görüntüleri verdiler, kandan, şiddetten, dehşetten hoşlananlar izlediler.

Bazılarıysa, kansız, şiddetsiz, dehşetsiz kanallara geçmeyi tercih ettiler. Oysa, bu olaylar radyodan dinleniyor olsaydı böylesine etkilenilmeyecekti. Televizyonun müstehcen bir iletişim aracı olması, yani gizlisinin saklısının bulunmaması, her şeyin olduğu gibi görünmesi bir grup izleyiciyi o görüntülerden kaçmaya itmişti. Radyo ise böyle müstehcen bir araç değildir. Çünkü görüntü yoktur. Çünkü duyduğumuz sözler, algılanabilmek için beynimizdeki süreçlerden geçerken bir tür filtre edilir ve yapımıza, yönelişlerimize, ihtiyaçlarımıza, beklentilerimize uygun biçimde zihinsel görüntüler haline dönüşür. Duyduğumuz sözlerin anlattığı son derecede kanlı ve acı veren sahneyi kendi filtremizden geçirdikten sonra, kendimize göre dayanılabilir bir hale getiririz.

Radyo dinleyicisi beynindeki düşünsel görüntülerle baş başa kalan kişidir. Bu konuşmam sırasında kullandığım “radyocu” tanımlaması da radyoya sahip olan, radyoya para yatırmış olan kişiyi değil; radyoda, sesi, efekti, müziği, sözü ve bunları dinleyicilere iletmek için o işletmede var olan araç gereci kullanan kişiyi/kişileri anlatmaktadır.

Ben, çok teknik ve odaklanmış konuşmak istiyorum. Radyocu elindeki söz-müzik-efekt unsurları ile ne kadar etkili düşünsel görüntüler çizebilirse o kadar etkili, o kadar başarılı olur. Kısaca söylemek gerekirse; radyo yapımcılığı düşünsel görüntüler çizme sanatıdır.

Bu görüntüler ne ile ve nasıl çizilir? Ses-söz, müzik, efekt ile çizilir. Bunları bir programın yapı taşları olarak tanımlayalım. İnsanların beyinlerinde yaratılan görüntüler, bazen anlatılan ile hiç ilgisi olmayan, ama çağrışım yaparak başka şeyleri hatırlatan görüntülerdir. Anlatılan bir doğum hikayesi ise, çocuğunuzun doğumunu hatırlatabilir. Bir ölüm ise, yakın çevrenizde tanık olduğunuz ve sizi çok etkilemiş bir ölümü aklınıza getirebilir. Bunların hiçbiri olmayabilir de. Beyninizde yaratılan görüntüler, olayla hiç ilgisi olmayan, kullanılan yapı taşlarının kullanılış biçimine göre oluşan görüntüler de olabilir. Bunlar artık o olayın gerçek görüntüleri değil, olayın sizdeki etkilerinin yarattığı kişisel izlenimin görüntüleridir, bilimsel bir tanımla bir illüzyondur-yanılsamadır. İşte bu görüntüler, bu yanılsama sizi ne kadar çok mutlu edebilirse, etkileyebilirse, irkiltebilirse, ürkütebilirse, vb. o kadar başarılı olacaktır. Bir kez daha yineliyorum: Buradaki sevinç, üzüntü, ürküntü, korku vb. gerçekle ilgisi olmayan, sizin düşün-bellek sisteminizde yaratılmış olan duygulardır. Öznel-kişisel duygulardır. Öznel algılamanın sonucudur. Aynı haberin, aynı yayının her kişide aynı/tek tip etki yaratması mümkün değildir.

Radyonun etkisi işte buradadır. Sizden gelen etkilere, yani, biraz önce sözünü ettiğim filtreye olanak verdiği için, hayâl kurmanıza da zemin hazırlar. İnsan hayâl kurmasına olanak veren bir şeyi mi sever, yoksa gözünü ayırmasına bile zaman bırakmayan televizyon gibi bir iletişim aracını mı? İnsanın hayâl kurabilmesi için kendisiyle baş başa kalması gerekir. Eğer size hayâl kurduracak olan bir iletişim aracı ise, onunla da baş başa kalmalısınız. Radyo buna da olanak verir. Hem de dilediğiniz her yerde. İşte, otomobilde, yatakta, yemekte, banyoda, tuvalette. Listeyi siz uzatabilirsiniz… Radyo halâ olabilecek en değerli arkadaştır. En önemli iletişim aracıdır.

Bütün bu anlattıklarımın bir özeti şu: radyo kişiseldir. Öznel bir iletişim aracıdır. Televizyon toplu olarak izlenir, sinema filmi de öyle… Ama, radyoyu toplu olarak izlemek mümkün değildir. Radyonun kişiselliği ve bilgi iletimindeki hızı onun öneminin sürmesini sağlıyor. Radyoyu, düşünsel görüntüleri en iyi ve etkili biçimde yaratmak ve bilgiyi en hızlı iletmek için kullanan radyocu en başarılı radyocu olur.

Radyo, çevre ile çok rahat uyum sağlayabilen bir iletişim aracıdır. Kendini dinletmek için odaklanmış bir dikkat istemez. Kıskanç değildir. Radyo dinleyiciyi esir etmez, özgür bırakır.

Radyo, günümüzde halâ en hızlı iletişim aracıdır. Haberler, gelişmelerin izlenmesi, kamu duyuruları, ivedi durum anonsları, trafik, hava durumu vb. radyonun hız üstünlüğünün tartışılmazlığını gösteren uygulamalardır. Bu uygulamaların olmadığı bir radyo çok önemli bir üstünlüğünü yitirmiş, amacının yarısına ulaşamamış demektir. Üstelik radyonun taşınabilirliğinin getirdiği, mekânda hareketlilik böylesine büyük bir avantaj sağlamışken..

Yorum yok “Radyo Nasıl Bir İletişim Aracıdır”

Yorum yazabilirsiniz...

Türkiye’de ulusal, kablolu, bölgesel ve yerel televizyon kuruluşlarının sayısı 250′nin üzerindedir. Ulusal, bölgesel ve yerel radyoların sayısıysa 1000′i bulmaktadır. Bu ölçüde geniş bir sektör olan, radyo ve televizyonlarda yaşanan ortak sorun, nitelikli eleman ihtiyacının karşılanamamasıdır. spikerlik.org, spikerlik ve sunuculuk mesleğinin tüm ayrıntıları ve spikerlik kursu konusunda sizi bilgilendirecek bir portaldır.